Anasayfa » Başkanımızın Mesajı

Başkanımızın Mesajı

Yaklaşık 7 ay önce Mengen’e kafa yoran duyarlı insanlarla olgunlaştırdığımız fikirlerimizi, duygularımızı, endişelerimizi, eleştirilerimizi, öz eleştirilerimizi hayallerimizi ,Dolmabahçe sarayı buluşmamızda Mengen’e vefa sloganı ile kamuoyuyla paylaşmıştık.

O günden bu güne ,bütün paylaşımlarımız karşılık buldu.Kahve hanelerde, sosyal paylaşım ortamlarında ve sektörümüz içinde ve dışında .Mengen’e vefa açıklamamız Mengen gündeminin ilk sıralarına yerleşti.

561 yıl önce Fatih, İstanbul’u fethederek İmparatorluğunu ilan ederken, Mengen’li Yakup usta da aşçılığın imparatorluğunu ilan ediyordu.Çünkü bu fetih artık, İmparatorluğun sarayı olan Topkapı sarayının mutfağının da fethine yol açtı.O Fethi gerçekleştiren Mengenli Yakup usta sarayın surlarına bayrağı o kadar sağlam astı ki, o bayrak halen Yakup ustanın torunları tarafından en yüksekte muhafaza edilmeye devam etmektedir.Bu nedenle Mengen, o bayrak konusunda çok gururludur, hassastır, duyarlıdır.

Dolmabahçe bildirimizin Mengen gündeminin ilk sıralarına yükselmesinin nedeni budur.

O bildiride paylaştığımız hayallerden biri ULUSAL AŞÇILIK FEDERASYONUydu. Bu hayal, merkezi Mengen olan bir federasyondu.Bu hayal Bolu’nun tek federasyonunu Mengen de kurmaktı.Bu hayal, federasyon çatısını Mengenle buluşturmak, Mengeni de federasyonla buluşturmaktı.

Değerli konuklar ,bu hayalin  artık tüzel kişiliğine kavuştuğunu sizlere bildirmekten kıvanç duyuyorum.

Federasyon düzeyinde bir örgütlenmenin dikenli yolları, ayaklarımızı kanatsa da Mengen’e vefa gibi güçlü bir duygu ile yürüdük.

Şimdi buradayız., karşınızdayız..Yaralı ayaklarımızla, inancımızla Mengen’e vefanın anıtını dikiyoruz.

Mutluyuz, gururluyuz, heyecanlıyız.

Beni karşınıza getiren başka bir etken de 22 yıl önce Rahmetli Aydın Ustanın ayak izlerine basarak yürümemdir.

Şimdi anlıyorum ki o nun da ayakları kanadı.22 yıl önce festival kortejinde stajer bir öğrenci olarak onun hemen arkasında heyecanla yürürken ,onun da ayakları kanıyordu.Onun ayak izlerine basmaya devam ettim. Üstadımızın İstanbul da kurduğu derneğin aktif üyesi ve genel sekreteri oldum.

Aydın ustanın hayali, diktiği fidanın ulu bir çınara dönüşmesiydi.Şimdi huzurluyum. Artık o fidanın toprağı bol, suyu bol, güneşi bol. Artık Mengen Aşçılar Federasyonu uygun bir atmosfer.

Değerli konuklar,

Mengen, Yakup ustadan bu yana, padişahların, kralların, kraliçelerin, devletin en tepesindeki mevkilerin aşçılarını yetiştirmiş bir ilçedir.Burada gördüğünüz beyaz önlüklü arkadaşlarımızın ve hemşerilerimizin mutlaka bu mevkilerde aşçılık yapmış bir akrabası vardır    .Günümüzde de

Bu mevkilerde bulunan aşçıların çoğunluğu Mengen’lidir. Şu anda aramızda bulunan üyemiz,  Turgut Usta’nın, Ürdün kralının aşçısı olması gibi..

Bu nedenle Afganistan Kralı AMANULLAH HAN  ve milli kahramanımız GAZİ MUSTAFA KEMAL in aşçısı olan İbrahim ustanın  torununun torunu olarak karşınızda bulunmak, bir ayrıcalık değil, sadece ve sadece Mengenli aşçıların nacizhane bir temsilcisi olmamdan öteye gitmez.

Fakat gastronominin ve aşçılığın günümüzün en popüler meslekleri arasına girmesi,cmutfak sanatlarının dünyada yükselen trendi, Rakipsiz  Mengenimizi daha değerli kılmakla beraber aynı zamanda bir rakip haline de getirmiştir.

Bu gün Şile de, Çanakkale de, Çeşme de  aşçılık festivallerinin yapıldığına şahit oluyoruz.

Günümüzün rekabetçi dünyasında bu gelişmeleri çok doğal karşılamakla birlikte 561 yıllık mirasımızın  korunması için örgütlü, yani güçlü  olmak zorunda olduğumuzun da bilincindeyiz..561 yıllık mirasımızın güvende olması için medeniyetin şartı olan örgütlülüğü

Önemsiyoruz. İnanıyoruz ki az önce kurdelasını keserek açılışını yaptığımız federasyonumuz atalarımızın da ruhlarını şad edecektir.

Dolmabahçe sarayı bildirimizin yarattığı sinerjinin kaçınılmaz ürünü olan ULUSAL AŞÇILAR FEDERASYONU nun önemli bir kurumsal boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

Değerli konuklar,

UNESCO, Keşkek geleneğini somut olmayan dünya mirasına dahil etmişken, 561 yıllık Mengen aşçılık geleneğine kayıtsız kalamaz.Mengen ,mutlaka UNESCO nun SOMUT OLMAYAN DÜNYA MİRASI listesine girmek zorundadır.Dolmabahçe buluşmamızda dillendirdiğimiz bu projenin gerçekleşmesi, federasyonumuzun öncelikli hedeflerinden biridir.

Bu projenin gerçekleşmesi; inanıyoruz ki Mengenimize çok boyutlu katkılar sağlayacaktır.

Değerli konuklar,

bildiğiniz üzere bu yıl festivalimizin 30.yılı.Bu nedenle Mengen Belediyesinin önderliğinde sivil toplum kuruluşlarının yoğun bir çalışma içinde olduğunu biliyoruz.Mengen aşçılar festivalinin 30.yılını taçlandırmak üzere ULUSAL AŞÇILAR FEDERASYONU DA aylardır bir çalışmanın içine girmiştir..Federasyonumuz 30.yıl şerefine Mengen e büyük bir ödülü kazandırmak için kolları sıvamış ve merkezi Londra da olan GİNES rekorlar kitabı ile iletişime geçmiştir.

Gururla söylemek isterim ki Guinness rekorlar kitabı, 13  ağustos 2014 itibarı ile başvurumuzu resmen kabul ettiğini bildirmiştir.federasyonumuz guinness rekorlar kitabı ile yürüttüğü yazışmalar ve çalışmaların sonucu olarak festivalin birinci günü olan 27 Eylül de dünya rekorlar kitabına girecek bir projenin gerçekleşmesi için son hazırlıklarını yapmaktadır.

Haftada 3000 başvurunun yapıldığı guinness rekorlar kitabı merkezinin ,başarılı girişimlerimizle başvurumuzu resmen kabul etmesi, Mengenin yıldızını daha da parlatacaktır.

Detaylarını önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağımız rekor denemesi için başta federasyonumuz olmak üzere herkese görevler düşmektedir.

guinness rekorlar kitabına geçecek bu etkinlik için Mengene çok sayıda medya kuruluşunun geleceğini de belirtmek isterim.

Değerli konuklar,

orta ve uzun vadede çok sayıda projelerimizi duyurmak için zamanımız yeterli olmayacağından konuşmamı bitirmek zorundayım.

Konuşmamı bitirirken, öncelikle en samimi duygularla Mengene vefa duygusuyla işlerini ikinci plana atıp yüzlerce km.mesafeden açılışımıza katılan  değerli şeflerimize ve bütün konuklarımıza teşekkür eder sonsuz saygılarımı sunarım.

MENGEN’İN WİKİPEDİA AYIBI

Bütün Dünyanın en önemli bilgi kaynaklarından biri olan WİKİPEDİA da” Mengen Aşçılık” ile ilgili herhangi bir başlık bulunmamaktadır.
Soruyoruz:?
Bu kimin ya da kimlerin  umursamazlığının sonucudur.?
Soruyoruz:?
Mengen in en önemli mirası ile ilgili kafa yormak ne demektir?

Soruyoruz:
Mengen  aşçılık geleneği, aşçılık ile ilgili kurumlara ne çağrıştırmaktadır?.?
Soruyoruz:!?
Bunun küçük bir ayrıntı olduğunu düşünen insanlar hangi çağda yaşamaktadır??
Not: WİKİPEDİA’da” MENGEN AŞÇILIK GELENEĞİ” başlığını oluşturduk.
MENGEN AŞÇILAR FEDERASYONU

Her haneden muhakkak bir asçı çıkaran Mengen’ in bu ünü tarihsel bir olayla baslar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’ u fethettikten sonra saray aşhanesini Mengenli Yakup Aga adli bir paşaya kurdurur. Buranın sorumluluğu da ona verilir. Mengen’ li Yakup Ağa’ nın ise başlamasından kısa bir süre sonra yeğeni is bulmak umuduyla yanına gelir. Yakup Ağa yeğenini saray aşhanesinin bulaşıkhanesinde çalışmaya gönderir. Çok zeki ve çalışmayı seven bu usta gün gelir saray aşhanesinin aşçıbaşısı olur. Mengen’ de ki yakınları ve arkadaşlarını da yanına çağırarak onları asçı olarak yetiştirir. Böylece saray ashanesi ve mutfağı da adeta bir aşçılık okuluna dönüşür.
Buradan yetişen ve ünlenen Mengenli aşçılar pasa ve beylerin aşçıları olurlar. Mengenli aşçılar zamanla büyük kentlerde ve bütün Osmanli kentlerinde aşçılığı ele alarak üne kavuşurlar.
Aşçılık mesleği olduğu kadar o günden bu güne kadar babadan oğula geçen meslek ve sanat olarak devam eder gider.
Osmanli Imparatorlugu döneminde bu gün için kökeni bilinmeyen kisiler Istanbul’ da aşçılıkla is temin etmislerdir. Sonralari bu kisiler kendi erkek çocuklarini veye yakinlarini da aşçı yetiştirmek üzere yanlarına almislardir. Bu aşçıların yapmiş oldukları yemeklerin nefaseti devrin saray mutfaklarina kadar ulasmistir. Yukarida bahsedildigi bahsedildigi üzere saray mutfaklarinda çalismaya baslamislardir. Aşçılık meslek ve söhretlerini daha da gelistirerek aşçılığı Mengenli için baba sanati haline getirmislerdir.

 Osmanlilar’da saray ve konak mutfaklari birer aşçılık okulu niteligindedir. Genellikle Bolu, bilhassa Mengen yöresinden saraya getirilen çocuklar saray mutfaginin degisik bölümlerinde kidemli aşçı yardimcilarinin yaninda basit islerle bir bakıma öğrenim adi verilebilecek çalısma ile mesleğe baslamıslardır. Sarayda matbah (mutfak) emiri, konaklarda asçibasi denilen bas ustanin gözetiminde ocakbasi, perhizci (kushaneci de denir), pilavci, börekçi, tatlici adi verilen her biri kendi alaninda uzmanlasmis asçilar bulunurdu. Bunlarin kalfalari, kalfalarin çiraklari, çiraklarin da yamaklari olurdu. Yamaklar, ücretsiz olarak bir ya da iki yil çalisir, yetenegini kanitlarsa ustanin izniyle çirak olurdu. Çiraklar, üç yada dört yil çalisip, bilgi ve deneyimini arttirip, ustanin izniyle kalfa çikarlardi. Kalfalik, istedigi ustanin yaninda çalismak üzere ustasindan izin almaya hak kazanmakti. Ustasinin izni olmadan yer degistiren ya da isini terk eden meslekten atilir, baska esnafin yaninda ise giremezdi. Kalfa, becerisini genel sinav niteligindeki teferrüc (pestemal kusanma) töreninde kanitlamak zorundaydi. Ustalarin olusturdugu jüri yaptiklarini begenmez, bilgisini yeterli bulmazsa pestemal kusanamaz yani usta olamazdi. Ustalik, ulasilmasi zor bir asamaydi. Saray ve vezir konaklarinin kapanmasi ile yalnizca belli konularda uzmanlasmis bu asçilar tüm yemekleri yapmaya basladilar. Ufak ücretlerle dügün ve teferrüc törenlerinde çalistiklari gibi konak ve evlere de girdiler. Bundan sonra çirakliga gidenler asçiligi bunlardan ögrendiginden çogu yemekler özelligini yitirdi.
Geleneksel Türk yemekleri bir süre daha asçibasinin yanina yardimci olarak verilen arabacilar eliyle yasatildi. Kalfa adiyla çagirilan bu kadinlarin yanina verilen acemi halayiklara da yardimci denirdi. Sonraki dönemlerde asçilik tamamen kisisel yetenek ve bilgiye kaldi. XIX. yüzyildan baslayarak yabanci asçilar da getirilerek çalistirilmaya baslandi. Bu asçilar yanlarindaki yardimcilarini da kendi yöntemlerine göre egittiler, iletisimin de artmasi ile bati mutfagina iliskin özellikler Türk mutfagina da girmaye basladi. Geleneksel Türk yemekleri gederek özelliklerini yitirmeye, yerlerini yabanci kökenli yemeklere birakmaya basladi.

Günümüzde de aşçılık geleneği yüzyılların geleneği ve birikimi ile devam etmektedir.

Yakın zamana kadar “alaylı” olarak yetişen ustaların yerini artık “mektepli” aşçılar almaya başlamış ve dünya mutfak kültürüne hakim şefler yetişmektedir.

Bu konuda Türkiye’nin ilk aşçılık okulunun Mengen’de kurulmasının büyük etkisi olmuştur.1981 yılında “Anadolu Aşçılık ve Meslek lisesi olarak açılan modern donanımlı aşçılık orta okulu ve lisesi bu gün Türkiye’nin her yerinden aşçı adaylarını kabul etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.